Gün 1 – Paris’in Kalbi: Seine Kıyıları, Kitapçılar ve Zamansız Paris
Paris’teki ilk gününüz için hazırladığım bu Paris gezilecek yerler rehberinde sizi şehrin tam kalbine götürüyorum. Bu rota, şehrin tarihini, edebiyatını, mimarisini ve en sevdiğim gizli köşelerini bir araya getiriyor.
Paris’in büyüsü çoğu zaman anıtlarda değil; köprülerde durup Seine’i izlerken, ara sokaklarda kaybolurken ve küçük meydanlarda mola verirken ortaya çıkıyor.
Önem Derecesi Adına İpucu: *** (Kesinlikle Gidilmeli) | ** (Gidilmeli) | * (Vakit Varsa Gidilmeli)
1. Shakespeare & Company ***
Şehirdeki en sevdiğim yerlerden biri diyebilirim. Dışarıdan küçük görünse de üst kata çıktığınızda bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz. Ahşap raflar, eski daktilolar, küçük okuma köşeleri… Kendinizi adeta bir filmin içindeymiş gibi hissedebilirsiniz. Kitapçının üst katında eskiden yazarlar ve gezginler ücretsiz konaklıyormuş. Bu geleneği başlatan kişi, kitapçının eski sahibi George Whitman. Burada kalanlara “Tumbleweeds” (yuvarlanan çalılar) adı veriliyormuş.
Özellikle üst katı keşfetmek için biraz zaman ayırın, atmosferi hissedin, kimleri ağırlamış bu kitapevi…
Son olarak kitapçının girişinde “Be not inhospitable to strangers lest they be angels in disguise” (Yabancılara karşı misafirperver olmayın demeyin; belki de kılık değiştirmiş meleklerdir) yazısını görebilirsiniz. Bu cümle, kitapçının ruhunu çok güzel yansıtıyor.
Öneri: Kitapçıdan çıktıktan sonra hemen yan taraftaki kafeden bir kahve alıp güne başlamanız. Notre Dame manzarası eşliğinde içeceğiniz sabah kahvesi, Paris’teki en güzel anılarınızdan biri olabilir.
2. Église Saint-Julien-le-Pauvre *
Shakespeare & Company’nin hemen yanında bulunan bu küçük kilise, Paris’in en eski dini yapılarından biri. Çoğu turist fark etmeden yanından geçip gidiyor ancak içeri girerseniz oldukça huzurlu bir atmosferle karşılaşırsınız. Kısa bir ziyaret için ideal.
3. Paris’in En Yaşlı Ağacı – Square René Viviani *
Kilise bahçesinin hemen yanında Paris’in en yaşlı ağacı bulunuyor. 1600’lü yıllardan beri burada olduğu düşünülen bu ağaç, şehrin yaşayan tarihlerinden biri. Bence birkaç dakika ayırmaya kesinlikle değer.
4. Église Saint-Séverin *
Vaktiniz olursa kıvrımlı sütunlarıyla ünlü Gotik kiliseye kısa bir ziyaret yapın.
5. Abbey Bookshop **
Kitap severler için gerçek bir hazine. Dar koridorları ve tavana kadar uzanan raflarıyla son derece samimi bir atmosfere sahip. Özellikle ikinci el ve nadir İngilizce kitaplar için uğramanızı tavsiye ederim.
Öneri: Klasik Paris magnetleri yerine buradan eski baskılar veya vintage kartpostallar satın alabilirsiniz.
6. Cour du Commerce Saint-André ***
Tarihi geçitten yürüyerek Paris’in ilk kafesi Le Procope’un atmosferini görün. Bu pasaj benim Paris’te en sevdiğim yerlerden birisi olabilir. Ayrıca La Jacobine’den sıcak çikolata almayı unutmayın!
7. Pont Saint-Michel ***
Notre Dame’ın en güzel fotoğraflarından bazılarını bu köprüden çekebilirsiniz. Sabah saatlerinde ışık genellikle çok güzel oluyor.
8. Sainte-Chapelle **
Paris’te sadece tek bir tarihi yapı seçmem gerekse büyük ihtimalle Sainte-Chapelle’i seçerdim. Özellikle güneşli bir günde vitraylardan süzülen renkler inanılmaz bir atmosfer yaratıyor. Sainte-Chapelle’de üst şapele çıktığınızda vitraylarda İncil’in hikâyesi soldan sağa okunabiliyor. Toplamda 1.100’den fazla sahne bulunuyor.
Önemli: Biletinizi önceden almanızı kesinlikle tavsiye ederim.
İpucu: Öğle saatlerinde veya güneşli günlerde ziyaret etmeye çalışın.
9. Conciergerie **
Marie Antoinette’in son günlerini geçirdiği bu tarihi yapı, Fransız Devrimi’ne ilgi duyanlar için oldukça etkileyici. Zamanınız kısıtlıysa bugün sadece dışarıdan görmeniz de yeterli olacaktır.
Ayrıca Conciergerie’nin köşesinde yer alan Tour de l’Horloge (Saat Kulesi), 1371 yılından beri Parislilere zamanı gösteriyor. Paris’in ilk halka açık saati olma özelliğini taşıyan bu zarif saat kulesini kaçırmayın. Özellikle altın detayları ve mavi zemin üzerindeki süslemeleriyle dikkat çekiyor.
10. Marché aux Fleurs **
Île de la Cité üzerindeki bu tarihi çiçek pazarı rengârenk görüntüler sunuyor. Özellikle ilkbaharda çok keyifli. Yolunuzun üstü, geçerken etrafa bakmak bile huzur veriyor 🙂
11. Notre-Dame Katedrali ***
Paris’in sembollerinden biri olan Notre-Dame sadece bir katedral değil; aynı zamanda şehrin tarihine açılan bir kapı. Yenilendikten sonra da içi oldukça büyüleyici, giriş ücretsiz, sitesinden rezervasyon yaptırırsanız daha az beklersiniz, ayrıca zaman zaman konserler veya ayinler oluyor, programa bakmanızı şiddetle öneririm.
Ayrıca katedralin önündeki bronz yıldız işareti, Point Zéro des Routes de France, Fransa’daki tüm yolların başlangıç noktası kabul edilir. Çoğu turist fark etmeden üzerinden geçip gider.Birçok kişi yıldızın üzerine basıp dilek diliyor.
Son olarak Notre-Dame Cathedral’ın ön cephesindeki üç portalı incelerken, kapılardaki yüz ifadelerine dikkat edin. Orta kapıda yer alan Son Yargı (Last Judgment) sahnesinde cennete ve cehenneme giden ruhlar tasvir ediliyor. Gotik sanatın en güzel örneklerinden biri. Paris gezilecek yerler 1.gün rotasının en önemli durağı!
12. Square Jean XXIII *
Notre-Dame’ın arkasında yer alan bu küçük bahçe benim en sevdiğim köşelerden biri. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında oldukça romantik bir atmosfere sahip. Kalabalıktan kısa süreliğine uzaklaşmak için harika bir durak.
13. Place Dauphine & Square du Vert-Galant **
Burası Paris’teki en sevdiğim meydanlardan biri. Parislilerin pétanque oynadığı, öğle arasında güneşlendiği sakin meydanlardan biri olan bu meydanda turist kalabalığından kısa süreliğine uzaklaşıp ağaçların altında oturabilir, etrafı seyredebilir, mağazalara göz atabilirsiniz. Eğer hava güzelse burada kısa bir mola vermenizi kesinlikle öneririm.
Magazinsel bir de bilgi 🙂 Square du Vert-Galant ismini, çok sayıda aşk ilişkisiyle tanınan Henry IV of France’ten alıyor. “Vert-Galant”, kabaca “çapkın yaşlı adam” anlamına geliyor.
14. Pont Neuf ***
Adına rağmen Paris’in en eski köprüsü.Köprüden Seine manzarasını seyretmeyi ve birkaç dakika durup etrafı izlemeyi unutmayın.
15. Pont des Arts ***
Burası benim gün batımı köprüm :). Çok seviyorum! Hem harika bir gün batımı oluyor hem de bir yandan canlı müzik oluyor. Bir tarafda Louvre Müzesi, diğer tarafta Institut de France, diğer tarafta ise Seine Nehri. Harika bir atmosfer oluyor!
16. Bouquinistes – Seine Kıyısındaki Kitapçılar ***
Seine boyunca sıralanan yeşil kitap tezgahları Paris’in vazgeçilmez sembollerinden biri. Yeşil kitap kutuları UNESCO koruması altındadır ve yaklaşık 3 kilometre boyunca uzanır ayrıca dünyanın en büyük açık hava ikinci el kitap pazarı olarak kabul edilir.
Eski kitaplar, gravürler, vintage posterler ve nostaljik kartpostallar arasında dolaşmak çok keyifli. Ayrıca çok güzel fotoğraf kareleri de yakalayabilirsiniz 🙂
17. La Samaritaine **
Yakın zamanda restore edilerek yeniden açılan bu tarihi mağaza, alışveriş yapmasanız bile mutlaka görülmeli. Özellikle Art Nouveau detayları ve modern mimarinin birleşimi oldukça etkileyici.
İpucu: En üst katlardan manzaraya göz atmayı unutmayın.
18. Rue de Rivoli ***
Paris’in en hareketli caddelerinden biri. Alışveriş, mimari ve şehir atmosferini bir arada deneyimleyebilirsiniz.
19. 59 Rue de Rivoli **
Burası klasik bir müze değil; sanatçıların aktif olarak çalıştığı alternatif bir sanat alanı. Bazen sergiler, bazen konserler… Sitesinden takip edebilirsiniz. Her ziyaretinizde farklı eserlerle karşılaşabilirsiniz ve gezmesi çok uzun sürmüyor. Binanın dış cephesi sürekli değişiyor çünkü sanatçılar cepheyi de bir tuval gibi kullanıyor. Bu yüzden her ziyaretinizde farklı bir görünümle karşılaşabilirsiniz.
20. Saint-Jacques Kulesi **
Santiago de Compostela hac yolunun önemli simgelerinden biri olan bu kuleyi dışarıdan görmek bile etkileyici. Yürürken kafanızı kaldırıp bakmanız yeterli 🙂
21. Hôtel de Ville ***
Bence Paris’in en güzel binalarından biri. Dönem dönem halka açıyorlar ve ücretsiz gezebiliyorsunuz. Dönemsel olarak dışında da farklı etkinlikler olabiliyor. Özellikle akşam saatlerinde ışıklandırıldığında çok etkileyici görünüyor.
22. Île Saint-Louis ***
Paris’te en sevdiğim bölgelerden biri burası, sokaklarında kaybolmak o kadar keyifli ki! Sanki Paris’in geri kalanından ayrı bir atmosferi var buranın! Özellikle güneşli günlerde sokak müzisyenleri eşliğinde dolaşmak çok keyifli. Burada acele etmeyin; ara sokaklara sapın, küçük meydanları keşfedin ve sadece yürüyün. Île Saint-Louis aslında 17. yüzyılda iki küçük adanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş. Günümüzde ise Paris’in en prestijli ve en pahalı mahallelerinden biri olarak kabul ediliyor. Gezerken nedenini anlıyorsunuz zaten 🙂
23. Berthillon ***
Paris’in en ünlü dondurmacılarından biri. Favorim tuzlu karamel! Uzun kuyruk gözünüzü korkutmasın. Birden fazla şubesi var zaten, sanırım hepsi aynı 🙂 Küçük not: Ağustos ayında genellikle kapalı oluyor. Eğer kapalıysa çevredeki birçok kafe Berthillon dondurması satıyor.
Gün Sonu Önerisi: Paris gezilecek yerler 1. gün rotanızı, Île Saint-Louis veya Seine kıyısında gün batımını izleyerek tamamlayın. Yanınıza küçük bir atıştırmalık alın, nehir kenarında oturun ve sadece şehri seyredin. Bazen Paris’te yapılacak en güzel şey hiçbir şey yapmamaktır.
Paris 1. Gün Gezilecek Yerler Rotasında Kahve ve Mola Mekanları
- Shakespeare and Company Café: Notre-Dame manzarasına karşı kahve içip edebiyat atmosferini solumak için ikonik bir durak.
- Mariage Frères Rive Gauche: Yüzlerce çeşit kaliteli çayı ve şık sunumlarıyla zamansız bir Fransız çay evi deneyimi.
- Noir: Nitelikli üçüncü nesil kahve sevenler için sade, modern ve harika espressolar sunan bir kafe.
- Minicafe: Gün içi yürüyüş rotanızda hızlıca taze bir kahve ve tatlı molası verebileceğiniz samimi, minik bir mekan.
- Le Procope: 1686’da açılan, Napolyon ve Voltaire gibi isimleri ağırlamış Paris’in en eski tarihi restoranı.
- La Jacobine: Tarihi pasaj içinde yer alan, özellikle ev yapımı Fransız soğan çorbası ve tatlılarıyla meşhur sıcak bir bistro. Ben kalp, sıcak çikolataları.
- Ippudo: Japon usulü yoğun kıvamlı ve lezzetli Tonkotsu ramenleriyle bilinen dünyaca ünlü ramen zinciri.
- Kodawari Ramen: İç tasarımı geleneksel Japon balık pazarını andıran, konsepti ve ramenleriyle Paris’in en popüler noktalarından biri.
- Huîtrerie Régis: Sadece en taze istiridye ve deniz ürünlerini kaliteli şaraplar eşliğinde sunan boutique bir deniz ürünleri mekanı.
- Poget & De Witte: Denizden yeni çıkmış taze istiridyeleri ve gurme deniz ürünlerini tadabileceğiniz şık bir istiridye barı.
Barlar & Kokteyl Noktaları
- Le Caveau de la Huchette: Orta çağdan kalma taş bir mahzende canlı caz müzik ve dans eşliğinde içki içebileceğiniz tarihi caz kulübü.
- Arbane Cocktail Bar: Odéon bölgesinde, mahzen atmosferinde özel imza kokteyller sunan samimi bir bar.
- Prescription Cocktail Bar: Loş ışıkları, şık dekorasyonu ve yaratıcı miksoloji kokteylleriyle Latin Mahallesi’nin en havalı barlarından biri.
- Chartreuse Paris Vauvert: Özel Chartreuse likörü çeşitleri ve özgün kokteylleriyle öne çıkan karakterli bir mekan.
1. Günde Paris Gezilecek Yerler Rotanızdaki Diğer Görebileceğiniz Yerler
- Rue du Chat Qui Pêche: Paris’in en dar sokaklarından biri olan bu gizli geçit, adını “Balık Tutan Kedi” efsanesinden alıyor ve harika fotoğraf kareleri sunuyor.
- Passage Dauphine: Saint-Germain-des-Prés’in kalbinde, şehir gürültüsünden uzaklaşabileceğiniz, taş döşeli son derece huzurlu ve saklı bir tarihi pasaj.
- Au Vieux Paris d’Arcole: Notre-Dame’ın hemen arkasında yer alan, özellikle mor salkımların açtığı dönemde kartpostallık görüntüler sunan Paris’in en fotojenik tarihi kafe dış cephelerinden biri.
- BHV Marais (Bazar de l’Hôtel de Ville): Hôtel de Ville’in tam karşısında yer alan, hem alışveriş yapabileceğiniz hem de çatı katından güzel bir şehir manzarası izleyebileceğiniz ikonik bir Paris mağazası.
- Maison Sauvage: Dış cephesini kaplayan yoğun çiçek süslemeleri ve hareketli terasıyla sokak atmosferini hissetmek ve kahve molası vermek için çok keyifli bir köşe.
Paris gezilecek yerler listenizin ilk günü için hazırladığım bu rota umarım hoşunuza gitmiştir. Bitmez bu Paris, gezmekle bitmez… 2. gün ile devam edelim!
(Paris’te 25-35 €’a Michelin önerili restoranları da keşfetmeyi unutmayın!)




