İstanbul.. Dipsiz bir kuyu. Yıllarca gezsen bile bitiremezsin. Yapılacak o kadar çok şey var ki. Ancak yine de bazen gidecek yer, yapacak şey bulamayız. Buyrun o zaman düşünmeye son! 🙂 Liste sık sık güncellenecektir, yeni yerler en üstte çıkacaktır, takipte kalınız!  İyi gezmeler şimdiden, durmayın keşfedin!

34. Poyraz Çapari’de deniz manzarası eşliğinde balık yemek – Poyrazköy

Gezmekten blog yazmaya fırsat bulamayınca bu aralar İstanbul’da kalıp onlarca birikmiş yazıyı yazmaya karar verdim. Ancak şöyle sessiz ve sakin bir yerde oturup kahve mi yudumlayayım bir yandan yazılarımı yazayım dediğinizde çok bir yer yok ne yazık ki. Özellikle hafta sonu her yer çok kalabalık ve gürültülü. Böyle bir yer bulabilmek için de km’lerce uzaklaşmanız gerekiyor. Ancak bu manzara karşısında bir şeyler yazmak ne kadar keyifli bir bilseniz! Günbatımı’nda bir de bu manzara eşliğinde yemek yemek..

 33. Ahali’de ağaçlar arasında huzurlu bir hafta sonu geçirmek – Zekeriyaköy

Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kafanızı dinlemek istiyorsanız işte sizin için saklı bir cennet : Ahali 279.
Uzun zamandır İstanbul’da gittiğim bir yeri bu kadar beğenmemiş olabilirim. Bir yandan kimseye söylemeyeyim hep böyle sakin kalsın istedim, bir yandan tüm sevdiklerimi buraya getirmeliyim dedim. Ve şimdi herkes gitsin diye yazıyorum 🙂 Sizi çok güzel bir bahçesiyle, bahçesindeki evcil hayvanlarla adeta tatildeymiş gibi hissettiren Ahali’ye gün batımına yakın gidin ve gökyüzünün o güzel renklerine orman manzarası eşliğinde tanıklık edin. İster minderler de uzanın, ister laptopunuzu alıp çalışın, ister doğa ile iç içe bir şekilde kitabınızı okuyun. Tercih  sizin.

Ahali 279, ayrıca çeşitli kutlamalara da ev sahipliği yapıyor! Açık havada, sıcak bir atmosferde, lezzetli yemekler eşliğinde daha n’olsun.

Edebiyat Kıraathanesi32. Edebiyat Kıraathanesi’nde tatlıya doymak – Sultanahmet

Bazı yerlerin önünden defalarca geçersiniz ama görmezsiniz ya burası da benim için öyle oldu. Nasıl farketmemişim burayı yıllardır dedim. Kapıdan girdiğinizde içeri de sizi bu kadar büyük bir alanın karşılayacağına inanamıyorsunuz. Konumu, dekoru, tarihi dokusu, nostaljik havası.. Baklavalar, sütlü tatlılar, lokumlar, neler neler. Karar vermekte zorlanıyorsunuz. Tatlılar zaten Hafız Mustafa’nın tatlıları. İncirli muhallebisi ve lokumları muhakkak deneyin! Türk Edebiyatı Vakfı’nın içinde olan bu yer şuana kadar gitmediyseniz bir an önce gitmeniz gereken yerlerin başında!

31. Yıldız Hisar Tesisleri’nden boğazı seyretmek – Rumeli Hisarı

Yine İstanbul’un en güzel seyir noktalarından biri. Köprünün bir tarafında İTÜ Vakıftepe tesisleri bir tarafında Yıldız Hisar tesisleri karşısında ise Otağtepe.  Genelde düğün ve organizasyonlar için tercih edilse de bir şeyler içip köprü ve boğaz manzarasını seyretmek gerçekten keyifli. Elinizi uzatsanız Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne dokunacakmışsınız gibi hissediyorsunuz. Kahvaltı tabağı 27.5 serpme kahvaltı 37,5 TL. Kahvaltı diğer seçeneklere göre biraz pahalı ancak genel olarak fiyatları böyle bir yer için uygun.

30. Belgrad Orman’ında spor yapmak – Bahçeköy

Ah nasıl güzel bir aktivitedir Belgrad Ormanı İstanbul’da! Hava tek kelime ile muazzam. Bir anda kendinizi şehrin karmaşasından kurtarıp ormanda buluyorsunuz. Hele bir de baharda yağmura denk gelirseniz değmesinler keyfinize! O nasıl bir mutluluk, nasıl bir huzur. Fotoğraf çekmek için de oldukça malzeme var. Ancak İstanbul’da nefes alınabilecek sınırlı yerlerin başında geldiği için haftasonu insanlar mangal yapmak için de buraya akın ediyor. Bir miktar uzaklaştığınızda tekrardan temiz havaya ulaşıyorsunuz. İlkokul yıllarımın vazgeçilmeziydi burası 🙂

29. Galata Simitçisi’nden simit almak – Karaköy
Galata Simitcisi

Bu zamana kadar burayı nasıl kaçırmışım dediğim yer! Basit yaşayacaksın basit, sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit. Çay Simit Peynirle demiş Nazım Hikmet.
İstanbul’un en güzel simitçisini bulduk sanırım! Odun ateşinde pişen mis gibi kokusuyla çıtır çıtır simitin adresi burası. Yanına da aldınız mı peynirinizi çayınızı ver elini sahil! Var mı sizden mutlusu 🙂


28. Karabatak’ta kahve içmek – Karaköy
Karabatak

Yazıp yazmamak arasında gerçekten ikilemde kaldım. Çünkü Karaköy’ün en eski mekanlarından biri olan Karabatak’ı fiyat-performans açısından düşündüğümde ne yazık ki iyi bir yerde yer alamıyor. Genellikle turistlerin uğrak mekanı olan Karaköy’de bir çay 8 TL, en ucuz tatlı 20 TL. Tüm masaların üstünde rezerve yazıyor ve kişiye göre muamele yapılıyor. Ancak yine de yılda bir kez bile olsa Karaköy sokakları ve kafenin dekoru için gidilir!

27. Göksu deresi etrafında gezinmek – Anadolu Hisarı

İstanbul’un göbeğinde, unutulmuş, saklı kalmış, sürekli es geçilen bir yer aslında burası.Belki de Rumeli Hisarı’nın gölgesinde kaldığı içindir. Dere kenarında ister kahvaltı yapın, ister balık yiyin, ister yürüyüş yapın demek isterdim ama bunun için pek alan bulunmuyor maalesef. Ahşap evler, dar sokaklar, hala varlığını sürdüren ufak bakkallar, sıcakkanlı insanlar. Biz her gittiğimizde derenin kenarında hoş bir bahçesi olan Göksu Kafe’yi tercih ediyoruz. Suflesi oldukça başarılı. Bir de Dere Balık var, dere kenarında salaş bir balıkçı!  Ayrıca yol boyunca denize nazır; Sabancı öğretmen evi,  Kıyı Emniyeti Küçüksu Tesisleri, Küçüksu Kafe’yi de tercih edebilirsiniz.

26. Kanlıca Yoğurtçusu’nda yoğurt yemek – Kanlıca

“Uzanıp Kanlıca‘nın orta yerinde bir taşa, gözümün yaşını yüzdürürüm hisara doğru” diye boşuna dememiş Sezen Aksu.
Şanslıysanız deniz kenarında yer bulduğunuzda manzara eşliğinde size mest eden bir tat. 120 yıldır Sakkaflar Ailesi tarafından yapılıyormuş. Yoğurdun özelliği ise yoğurt yapımında kullanılan süt tozu ve yanında gelen pudra şekeri. Reçelli, ballı, meyveli gibi çeşitleri de mevcut. Ancak siz pudra şekerinden şaşmayın.  Asıl olay ise deniz havasını çekerek, dünyanın en güzel manzarasını seyrediyor olarak yememizde! Bir de bu manzaraya karşı kitap okumak..

25. Maia Chocolates’da saksı yemek  – Çengelköy

Yanlış duymadınız evet saksı! Butik olsun, özgün olsun, bizim olsun! Çengelköy’de sıcak ortamıyla, ilginç ürünleriyle, muhteşem çikolatarıyla herkesin mutlu ayrılmasını sağlayan güzel bir kafe!  Road Runner, Saksı, Alice, Rapunzel hepsi birbirinden güzel. Mekan ismini tarihte ilk defa kakaoyu kullanıp çikolata yapan medeniyet olan Mayalılardan almış. Mekanın içerisinde bir de müşterilerin odak noktası olan bir salıncak bulunuyor 🙂

yeniköy kahvesi24. Yeniköy Kahvesi’nde şömine başında çay yudumlarken okey oynamak

Her yaştan müdavimleri olan gerçekten kahveyi anımsatan ,yeşillikler içinde, saklı, şahsına münhasır mekan.Burası üç bölümden oluşuyor. Bir kısımda kışın mekanın tam ortasında yanan odun ateşi, bir kısımda duvardan duvara ansiklopediler ve kitaplar dolu, diğer kısım ise açık havada kahvenizi yudumlarken boğazı seyredebileceğiniz bir alan. Burada okey, tavla veya kutu oyunlarını oynamanız da mümkün fakat oyunlarda saat başı ücreti uygulanıyor. Bir de unutmadan burada kredi kartı geçmiyor.

23. Jadore’da Oh la la Beatrice yemek – Beyoğlu

Kırmızı pötikareli örtüler, her yeri kaplamış çikolata kokusu, loş bir ışık, arka fonda Fransız şarkıları. Bu tatlının en altında özel bir Fransız keki, üzerinde çikolata ve muz, onların da üzerinde eritilmiş çikolata ve en üstünde ise krem şanti! Burada sadece  6 masa bulunuyor, bu yüzden genelde sıra oluyor kapının girişinde, pes etmeyin! 🙂 Beatrice dışında ev yapımı çikolatalardan da tadabilirsiniz. Özellikle kışın burada vakit geçirmek çok keyifli oluyor.

cafenaftalink22. Cafe Naftalin K’da vakit geçirmek – Balat

Balat’ın en renkli kafelerinden birisi. Elle yazılmış bir menü, plak, soba, kediler, dantelli örtüler, sıcacık bir ortam. Duvarda ise birbirinden keyifli posterler, tablolar, biblolar mevcut. Bir balat turu yapıldıktan sonra gelip soluklanmak için birebir. Mardin kahvesini ve kedi kurabiyelerini deneyin 🙂 İçerideki sobanın etrafındaki kediler ise herkesin ilgi odağı. Daha bizler keşfetmeden turistler keşfetmiş bile burayı.

21. Anti Cafe bu da ne dediğinizi duyar gibiyim – Kadıköy

Size hizmet eden bir garson yok, garson sizsiniz! Bu kafede zaman anticafehariç her şey bedava. Evet yanlış duymadınız. Burada ister dışarıdan bir şeyler alıp kendi yemeğinizi yapın, ister orada olan malzemeleri kullanın, ister laptopu, projektörü kullanın, ister gitar çalın, ister kafede bulunan çay kahve pasta böreklerden yiyin. İlk saat ücreti 10 TL, sonrasında ise her saat 7 TL. Bu konsept ilk olarak kafelerin pahalılığı ve çalışan kalabalığından memnun olmayan bir Rus girişimci tarafından çıkmış. Fiyat olarak düşününce çok da ucuz değil, ancak düşünce güzel.

20. Derviş Baba , Deliler, Abdallar, Meczuplar ve Aşıklar Kahvehanesi – Balat

”Görüyorsan, duyuyorsan, sorumlusun! ” Bu küçücük kahvehanenin tek ortak yönü gönüllülük! Buradaki çalışanlar bile gönüllü.. İhtiyaç sahipleri, evsizler, köy okulları için yardımda bulunmaya çalışan insanların bulunduğu bir yer. Asıl işi mimarlık olan Ali Bey, yardıma ihtiyacı olan insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için işini bırakmış. Balat sokaklarını keşfettikten sonra buraya gelip yorgunluğunuzu giderebilirsiniz. Biz oradayken kafeye gerçekten deliler, yoksul insanlar uğrayıp biraz takıldıktan sonra çıkıyorlardı.

19. Anadolu Kavağı’nda Yoros Kalesi’ne tırmanıp manzaranın tadını çıkarmak – Beykoz

Hani bazı yerler vardır hep uzak diye gitmeyi ertelersiniz ya işte Anadolu Kavağı da bu yerlerden birisi.  Şehir hatları vapuruyla gidip son durakta inerek veya Sarıyer’den 10 dakikalık vapur yolculuğu ile ulaşabilirsiniz buraya. Sonra ise Yoros Kalesi’ne tırmanma zamanı! Daha sonrasında ilk resimde gördüğünüz yerde boğaza karşı muhakkak çay içmelisiniz. Biraz sokaklarda dolaştıktan sonra ee Kavak’a kadar gelip balık yememek olur mu? Yalnız burada maalesef müşteri kapma yarışı var ve bir süre sonra bu söylemler sizi rahatsız ediyor, bu yüzden araştırıp gidebilirsiniz nerede yiyeceğinize. Çapari Restoran’ı tavsiye edebilirim.
Güneşli bir günü burada bol oksijenle, sakin ve huzurlu geçirmeye ne dersiniz?

18. Yeniköy Emek Kafe’de menemenli kahvaltı etmek – Yeniköy

Yeniköy’ün müdavimi olduğum yerlerinden Emek Kafe. Hiç çizgisini bozmayan, kendini yenilemek için hiç uğraşmayan, yazın dışarıda kahvaltı yapmak için, kışın ise içeride vakit geçirmek için güzel bir tercih.  Menemenini denemeli, martılara ekmek atmalısınız. Deniz kenarında oturabilmek için sadece 3 masa var maalesef, hafta sonu biraz şansınız zor olabilir, ancak hafta içi oldukça boş ve keyifli.

17. Rumeli Feneri’nde huzurun tadını çıkarmak ve Barınak’ta yemek yemek – Sarıyer
Rumeli Feneri

Yine İstanbul’un en sevdiğim yerlerinden birisi! İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açıldığı güzel bir Karadeniz köyü.  Buraya geldi mi önce manzaraya karşı fenerin orada bir çay içeceksiniz. Sonrasında köyü, limanı  ve kaleyi gezeceksiniz. En sonunda ise Barınak’a girip balığınızı yiyeceksiniz. Mekanın adı gibi ortamı da salaş ve barınakta bulunuyor. Çok keyifli sakin sessiz İstanbul’dan uzakta kafa dinlemelik sevimli bir yer.


16. Büyükada – Adalar’da bisiklete binmek & piknik yapmak
Adalar
Arkadaş gruplarının vazgeçilmez organizasyonlarından biri herhalde! Bir hafta sonu sabah erkenden çıkılır vapura binilir ve Adalar’a varılır. Büyükada maalesef Arap akınına uğradığı için çok kalabalık, Heybeliada’da Büyükada olma yolunda. Ancak Burgazada, Kınalıada hala kendi halinde! Yazın gitmek yerine özellikle sonbaharda giderseniz Adalar’ın keyfini çıkarabilirsiniz. Burgazada’da Kalpazankaya’da gün batımını izleyebilir, Büyükada Ada Kahvaltı’da kahvaltı yapabilir, faytonla adayı turlayabilir, bisikletle yeşilliğin keyfini sürebilir, Büyükada’ya gidip Aya Yorgi’ye çıkıp gün batımı eşliğinde Yücetepe Kır Gazinosu’nda akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz.

15. Ağa Kapısı’nda Osmanlı şerbeti içmek – Süleymaniye

Ağa Kapısıİstanbul’un saklı güzelliğine sahip mekanlarından birisi burası bence. İstanbul silüetini muazzam bir açıdan izleten, Süleymaniye’ye komşu mekan! Şerbetleri ile meşhur olan Ağa Kapısı’nın pizzaları da denenmeli bence. Arka fonda çalan müzikler, manzara eşliğinde sizi çok farklı yerlere götürüyor. Bir tarafınızda Süleymaniye Camii, bir yanınızda Galata Köprüsü , karşınızda Galata Kulesi önünüzde kara dut çayınız, şerbetiniz daha nolsun! Tek bir şey kaldı o da şanslı olup kenarda oturmanız 🙂

14. Kız Kulesi’ne karşı gün batımında çayını yudumlamak –Kız Kulesi Üsküdar

Bir klasiktir Kız Kulesi’ne karşı sevdiğin insanlarla çayını yudumlamak. Hele bir de ortalık sakinse karşında Kız Kulesi, arkada ise tarihi İstanbul, daha nolsun! Bence içinde olmaktansa uzaktan izlemek çok daha güzel. Ayrıca burası İstanbul’da gün batımını izleyebileceğiniz en güzel yerlerden birisi, net.  Manzaraya doyduktan sonra karnınızı da doyurmanız lazım değil mi? O zaman istikamet Filizler Köftecisi.

13. Yıldız Parkı’nda sincaplarla bir hafta sonu – Beşiktaş

İstanbul’un kaosundan kurtulmak isteyenler için Yıldız Parkıİstanbul’un merkezinde gizli bir cennet burası. Yürüyüşünüzü, pikniğinizi vs yaptıktan sonra kır kahvesinde Türk kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Alın kitabınızı, uzanın çimlere! Şanslıysanız sincaplar da eşlik eder size. Buraya kadar gelmişken bir de Yıldız Sarayı’nı ziyaret edin tabi ki. İstanbul’un içinde nefes alınabilecek, ulaşımı kolay yerlerinin başında geliyor Yıldız Parkı.

 

12. Çikolata&Kahve’de sıcak çikolata içmek & çikolata yemek – Çengelköy

İçecek olarak türk kahvesi ve sıcak çikolata mevcut. İkisini de şiddetle öneririm. İçeride küçüklü büyüklü kavanozların içinde bir sürü çeşit çikolatalar (frambuaz dolguluyu mutlaka deneyin), şekerlerin yanı sıra tablolar, kartpostallar,plaklar,satranç taşları,kitaplar, gelenlerin doldurduğu (şiir ve mekana dair anı yazılı) defterler, eski çevirmeli ahizeli telefon, fotoğraf makinesi de mevcut. Küçük ama birçok şey buraya sığmakta gerçekten.. Aynada yazan fiyat tarifesi de ilginçtir: “sıcak çikolata: 6.5 tl kahve: 4,5 tl çikolata kahve: 7 tl su: sebil:)” Bir anda insanı tüm her şeyden soyutlayan ve sıcak çikolata ve İncesaz müzikleriyle huzur bulduran bu şirin yere gitmenizi tavsiye ederim. Yalçınla tanışmadan dönmeyin :))

11. Saysu Macera Parkı’nda heyecan dolu anlar yaşamak – Kartal

Hem spor hem adrenalin bir arada! Kartal Aydos Ormanları içerisinde 5000 m2’lik ağaçların üzerinde kurulu olan macera parkında yaklaşık 90 dakika boyunca inanılmaz anlar yaşıyorsunuz. Atlıyorsunuz, sallanıyorsunuz, kayıyorsunuz, asılı kalıyorsunuz bazen ise cesaretinizi toplayıp hızlı karar vermeniz gerekiyor. Grup aktiviteleri için oldukça keyifli!


10. Çikolata Dükkanı’nda Asuman yemek – Moda

Asuman! Kavanoz dibinde incecik krep kırıntıları, içinde ise  çilek, çikolata ve krema. Oldukça basit duruyor, ancak inanılmaz! Tatmadan bilinmez! Bu tip mekanlar genelde küçük oluyor burası da oldukça küçük. Ancak içerisi çok güzel dekor edilmiş. Ortam sıcak, arka fonda güzel şarkılar, önünüzde çikolata! Mmmm. İşte hayatın en tatlı yanlarını, en sıcak duygularını yitirdiğimiz şu günlerde, hayata tat katmak için var Çikolata Dükkanı diyor buranın sahipleri!

9.Yerebatan Caddesi’nin renkli kafelerinde vakit geçirmek – Sultanahmet

Renkli yerler her zaman hoşuma gitmiştir! Burayı da ilk gördüğümde hemen dikkatimi çekti. Evet biraz konumu gereği turistik, zaten bazıları hem otel hem kafe tarzında. Ancak bazen de İstanbul’da turist olmak lazım öyle değil mi? Ayrıca Barbecue House’da Kasap köfteyi denemelisiniz. Ayrıca biz renkli evlerin önünde oturmayı tercih etmiştik ancak teras manzaraları da çok güzelmiş.

8. İstanbul Modern’i ziyaret etmek – Fındıklı

Yüzlerce fimlere, sergilere ev sahibi yapan İstanbul Modern’in en sevdiğim yeri yandaki yer sanırım! Kitaplar o kadar güzel duruyor ki. Buranın kafesi de boğazın yanında muhteşem manzarasıyla oldukça güzel. Yalnız biraz pahalı tabi (1 çay 6 TL). Ayrıca İstanbul Modern’e giriş perşembe günleri ücretsiz. Normalde ise tam 25 TL , öğrenci 14 TL. 

 

7. Zaytung Kafe’de kitaplar eşliğinde sessizliğin tadını çıkarmak – Beyoğlu

Yağmurlu bir günde, bir arkadaşımı beklerken tesadüfen buldum burasını. Galatasaray Lisesi’nin hemen yanında alan bu kafenin oldukça küçük bir girişi var. Üstünde Z Book Coffe yazıyor. Kitabevinin sahibi Ezgi Hanım, kitapseverleri güçlü edebiyat eserleriyle buluşturmak için açmış burayı. İçerisi inanılmaz güzel, genelde gelen insanlar bir şeyler çalışıyorlar veya okuyorlar. Birden fazla olan kişiler ise kısık sesle konuşuyorlar. Çalan müzikle birlikte boydan boya olan kitaplarla atmosfer gerçekten çok güzel.  Ayrıca kitabevine girdiğinizde sol raftaki kitapları masanıza götürüp okuyabiliyorsunuz.

6. Yaşar Usta’nın muhteşem dondurmalarını tatmak

Meyveli dondurmaları şa-ha-ne! Kırmızı erik , karadut, incir, kavun, mandalina! Dondurma değil sanki meyvenin kendisini yiyorsunuz, dondurmanın içinden çıkan çekirdekler, o meyveye ait parçalar.. Gerçekten çok güzel! Tahinli ve cicibebeye de güzel diyorlar ben tatmadım henüz ama. Biraz topları küçük.. Bostancı, 4. Levent, Cihangir, Bağdat Caddesi, Bakırköy, Kadıköy ve Koşuyolu’nda şubeleri bulunuyor.

5. Fenerbahçe Parkı’nda çimlere serilmek – Kadıköy

Yine, yeniden en sevdiğim yerlerden birisi! Alın yazın sevdiklerinizi, örtünüzü, bisikletinizi, atıştırmalıklarınızı, tavlanızı, termosunuzu gelin buraya oh mis! Bir yandan sörf yapanlar, bir yandan gelin damat fotoğraf çekimleri, bir yandan denize giren yaşlı amcalar. Ördekler, kediler, köpekler, piknik yapan aileler, koşuşturan çocuklar, Marmara Denizi ve Adalar manzarası.
Özellikle bir bisiklet turundan sonra buraya gelip bir şeyler içip yelkenleri izlemek çok keyifli oluyor.

4. Garipçe’de hafta içi veya Cumartesi kahvaltı yapmak ve Karadeniz’i seyretmek – Sarıyer

İstanbul’da böyle yerler kaldı mı diyenleri epey duyar gibiyim. Son yıllarda İstanbulluların şehrin gürültüsünden ve stresten kaçmak için tercih ettikleri yerlerin başında geliyor. Küçük şirin bir Karadeniz köyü burası.  Köyde gezerken ineklere,sırtında odun taşıyan bayanlara rastlamanız mümkün. Veya tekne ile takılan küçük çocukların mutluluğuna rastlamanız mümkün. Kule adıyla anılan biri tepede, Kale olarak anılan bir de sahilde iki kalesi var. Asma Altı restoranda balık yiyebilir kahvaltı edebilirsiniz, restorandan içeri girince sanki bir gemiye girmiş gibi hissediyorsunuz. Ayrıca köy meydanında köylülerin yaptıkları organik yiyeceklerden de alabilirsiniz.
Ne yazık ki burada artık hafta sonları adım atılmıyor.. Ah ah nerede o eski Garipçe 🙂 

3. Ihlamur Kasrı’nda özellikle sonbaharda vakit geçirmek – Beşiktaş

Beşiktaş’ın göbeğinde, huzurlu ve sakin, girdiğinizde sizi bahçesiyle şaşırtan, şehrin karmaşasından sıkıldığınızda kaçabileceğiniz bir yer : Ihlamur Kasrı. Buraya giriş öğrenci 1 TL, tam 5 TL. İçeride bir de kafe var haftasonu 2’ye kadar kahvaltıları mevcut. Özellikle yazın ve baharın kitabınızı alıp sakince okuyabileceğiniz bir yer. Eh bir de adı üstünde Ihlamur Kasrı, önünden geçerken bile o kadar güzel kokuyor ki.


2. Zahir’in terasında Kuzguncuk manzarası ile kahvaltı yapmak – Kuzguncuk

İstanbul’da hala yaşanılabilecek yerlerin başlarında geliyor Kuzguncuk. Son zamanlarda biraz buranın da popülerleşmesi ile eski dinginliğini kaybetse bile yine de farklı bir dokusu var. Bir kere Ekmek Teknesi burada! 🙂 Burada daracık sokaklar, onlarca kedi, ahşap evler, mini minnacık kafeler mevcut. Ancak bir de Zahir var ki, gitmeden bilinmez!  Eski İstanbul’u andıran, çalışanları samimi, yemekleri lezzetli, Ekmek Teknesi’nin konağında yani Zahir’de kahvaltıya gidin! 🙂

1. Atatürk Arboretumu’nda doğayla başbaşa bir gün geçirmek – Sarıyer

Sonbaharda Arboretum bir başkadır!
İstanbul’un en sevdiğim yeri! Birçoğunuzun belki haberi bile yok bu yerin İstanbul’da olduğundan. Sonbaharda sarı, yeşil, kırmızı renk cümbüşünü bir de burada görmek isterseniz yapmanız gereken tek şey Bahçeköy otobüsüne binmek. Gelirken yanınıza ekmek parçası getirirseniz ördeklerle balıkların ekmekleri kapışmasını izleyebilirsiniz. Buranın kuruluş amacı elbette İstanbul’un yoğunluğundan kurtulup kafasını dinlemek isteyenlerin gelmesi değil 🙂 Burası İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi bünyesinde araştırmacılar için hazırlanmış canlı bir laboratuvar.